4:37 pm - Salı Eylül 2, 2014

Benim Akıllı Yavrum Kitap Özeti

Benim Akıllı Yavrum, çocukların doğumdan itibaren gösterdikleri zihinsel gelişimi ve bunun en iyi şekilde tamamlanması için öncelikle ailenin ve sonra da eğitimcilerin neler yapabileceklerini 5 basit adımda anlatıyor.

Bu adımlar;
Çocuğunuzun zihni nasıl çalışır farkında olun.
Zihnini ve yüreğini güçlendiren bir aile iklimi oluşturun.
Potansiyelini farkedin ve gelişimini destekleyin.
Çocuğunuzun zihin sistemlerini güçlendirin.
Eğitim ve öğrenme yolculuğunu izleyin.

Vaka örnekleri ile desteklenen Benim Akıllı Yavrum, geleceğin başbakanlarını yetiştirmek isteyen anneler için…

***

İÇİNDEKİLER

TEŞEKKÜRLER ……………………………………………………………………………… 7
BAŞLARKEN ………………………………………………………………………………….. 9

1. ADIM / ÇOCUĞUNUZUN BEYNİ NASIL ÇALIŞIR
FARKINDA OLUN
ÇOCUĞUNUZUN BEYNİ NASIL ÇALIŞIR? …………………………………….. 23
Çocuğunuzun Keşfetme Zevkini Hiç İzlediniz mi? …………………………… 28
Bugünün Küçük Bilgi Kırıntılarından Geleceğin Sağlam
Öğrenmelerine Giden Yol……………………………………………………………. 29
Öğrenme Kıvılcımları İçin Doğru Zaman Nedir? …………………………….. 34

2. ADIM / ÇOCUĞUNUZUN ZİHNİNİ VE YÜREĞİNİ
GELİŞTİREN BİR AİLE İKLİMİ OLUŞTURUN
ÇOCUĞUNUZUN ZİHNİNİ VE YÜREĞİNİ GELİŞTİREN BİR
AİLE İKLİMİNİZ VAR MI? …………………………………………………………….. 41
Ya Siz Bilgi Hazinelerinizi, Deneyimlerinizi Çocuklarınıza Nasıl
Aktarıyorsunuz? ………………………………………………………………………… 42
Evinizde Çocuğunuzun Beynini Geliştiren Bir Ortam Mevcut mu? ……… 42
Çocuğunuzu Yetiştirirken Nasıl Bir Anne Baba Olmayı Seçiyorsunuz? …. 59
Çocuğunuzun Özgüvenini Değerlendirin ……………………………………….. 60

3. ADIM / ÇOCUĞUNUZUN POTANSİYELİNİ FARK EDİN VE GELİŞİMİNİ
DESTEKLEYİN
ÇOCUĞUNUZUN POTANSİYEL GELİŞİM ALANLARININ FARKINDA
MISINIZ? …………………………………………………………………………………….. 83
Çocuğunuza Baktığınızda Neler Görüyorsunuz? ………………………………. 84
ÇOCUĞUNUZUN KİŞİSEL POTANSİYELİNİ GELİŞTİRMEK İÇİN
ÖNERİLER ………………………………………………………………………………….. 87
Sizin Çocuğunuz Hangi Yönlerden Zeki? ……………………………………….. 94
Dili Ustalıkla Kullanabilme Potansiyeli: SÖZEL ZEKÂ …………………….. 94
Mantık ve Sayılarla Düşünme Potansiyeli:
MANTIKSAL MATEMATİKSEL ZEKÂ ……………………………………….. 96
Zihnin Gözleri İle Düşünebilme Potansiyeli: GÖRSEL ZEKÂ ……………. 98
İnsanlarla İletişim Kurma, İnsanları Etkileyebilme Potansiyeli:
SOSYAL ZEKÂ ………………………………………………………………………… 99
İnsanın Özbilinci Üzerinde Düşünebilme Potansiyeli: KİŞİSEL ZEKÂ . 103
Ses, Müzik ve Ritmi Duyabilme Potansiyeli: MÜZİKSEL ZEKÂ ………. 104
Bedensel Hareketliliğin ve Esnekliğin Potansiyeli: BEDENSEL ZEKÂ .. 106
Doğayı Tanıma ve Anlamaya Çalışma Potansiyeli: DOĞA ZEKÂSI …… 108

4. ADIM / ÇOCUĞUNUZUN ZİHİN SİSTEMLERİNİ
GÜÇLENDİREREK ONU ÖĞRENMEYE VE BAŞARIYA
HAZIRLAYIN
ÇOCUĞUNUZUN ZİHİN SİSTEMLERİ NASIL ÇALIŞIR? ………………. 121
İLERİ DÜZEY DÜŞÜNME SİSTEMİ……………………………………………… 124
Ebeveyn Olarak Kendi Zihniniz İçin Ne Kadar Emek Veriyorsunuz? ….. 124
Düşünme Becerisi 1: ELEŞTİREL DÜŞÜNME BECERİSİ ……………… 128
Düşünme Becerisi 2: EŞSİZ HAYAL GÜCÜ VE
ÜRETİCİ DÜŞÜNME BECERİSİ……………………………………………… 147
Düşünme Becerisi 3: SORUN ÇÖZME ………………………………………. 159
BELLEK SİSTEMİ ……………………………………………………………………….. 172
DİKKAT KONTROL SİSTEMİ ……………………………………………………… 188
Dikkat ve Konsantrasyon Becerileri …………………………………………….. 190
1. Biyolojik Faktörlere Bağlı Dikkat Eksikliği Sorunları …………………… 193
2. Psikolojik Temelli Dikkat Eksikliği Sorunları …………………………….. 194
3. Zihinsel İşlevlere Bağlı Dikkat Eksikliği Sorunları ………………………. 200
Çocuğunuzun Dikkatini Toplamada Kullanacağı Zihinsel Enerjisi
Yeterli mi? ……………………………………………………………………………… 200
Çocuğunuz Zihnine Gelen Bilgiler Arasından Anlamlı ve Önemli
Olanları Ayırt Edebiliyor mu? ……………………………………………………. 202
4. İşitsel Algı ve Görsel Algı Sorunlarına Bağlı Dikkat ve
Konsantrasyon Sorunları …………………………………………………………… 213
5. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)…………………. 217
4. PLANLAMA VE ORGANİZE OLABİLME BECERİSİ ……………………. 222
5. ÇOCUĞUMUN DİL BECERİLERİNİ GELİŞTİRİYORUM ……………. 242
Çocuğun Dil Sistemini Geliştiren ve Akademik Başarısına
Büyük Katkısı Olan Bir Beceri: OKUMAK …………………………………… 246
Çocuğunuzun okuduğunu anlama becerisinin gelişimi için öneriler …… 263
Dil sistemi iyi işleyen çocuklar yetiştirmek için öneriler ………………….. 265

5. ADIM / ÇOCUĞUNUZUN EĞİTİM VE ÖĞRENME
YOLCULUĞUNU BİLİNÇLİ İZLEYİN
ÖĞRENME YOLCULUĞUNDA ÇOCUĞUNUZA NASIL EŞLİK
EDİYORSUNUZ? ……………………………………………………………………….. 271
Anlamlı ve Huzurlu Bir Yaşam Başarısının Sağlam Temelleri:
YAŞAM DENGESİ …………………………………………………………………. 274
Çocuğunuzun Bir Eğitim Planı Var mı? ……………………………………….. 279
Çocukların hedef belirleme becerisinin gelişiminde öneriler …………….. 282
EĞİTİM YOLCULUĞUNDA YA ZİHİNLER GERİDE KALIRSA……….. 286
Çocuğunuz İlköğretim Birinci Sınıfa Okula Başlama Olgunluğunda
Başlayabildi mi? ………………………………………………………………………. 290
Çocuğum İlköğretim Birinci Sınıfa Tam Olarak Kaç Yaşında
Başlamalıdır? ………………………………………………………………………….. 296
İLKÖĞRETİMİN İLK BEŞ YILINDA ÇOCUĞUNUZLA
EL ELE İLERLEYİN …………………………………………………………………….. 297
Anne Babalar İlköğretim Dördüncü Sınıftan İtibaren Çocukların
Ödevlerinde Nasıl Bir Tutum Sergilemelidir? ………………………………… 305
ÇOCUĞUNUZUN DAHA GÜÇLÜ VE KALICI ÖĞRENMESİ İÇİN
NELER YAPABİLİRSİNİZ? ……………………………………………………………. 311
Farklı Tarz Etkinlikler Yoluyla Daha Güçlü Öğrenmeler ………………….. 312
ÇOCUĞUNUZUN EN KOLAY ÖĞRENDİĞİ ÖĞRENME YOLUNU
BİRLİKTE KEŞFEDİN …………………………………………………………………. 315
Çocuğunuzun Öğrenme Tarzını Biliyor musunuz? ………………………….. 317
Çocuğunuz Bilgiyi En Kolay Hangi Yolla Alıyor Olabilir? ……………….. 321
Görsel Öğrenme Stiline Sahip Çocuklar ………………………………………. 322
İşitsel Çocuklar ………………………………………………………………………. 324
Dokunsal Kinestetik Yollarla Öğrenen Çocuklar…………………………….. 326
Ev Ödevlerinde ve Performans Ödevlerinde Yardım Ne Kadar Olmalı? . 330
ÇOCUĞUNUZUN ZİHNİ GERİ KALDIĞINDA BİLİNÇLİ
ADIMLAR ATIN …………………………………………………………………………. 334
Bir Zihin Neden Bazen Geride Kalır? ………………………………………….. 334
Çocuklar Neden Okul Başarısızlığı Yaşarlar? …………………………………. 335
İlköğretim Yıllarında Çocukların Öğrenme ve Başarıya Ulaşmalarına
Destek Olmak İçin Öneriler ………………………………………………………. 338
GERİ KALAN ZİHİNLERİ YENİDEN TOPARLAMAK VE
YOLA DEVAMINI SAĞLAMAK …………………………………………………….. 345
BİTİRİRKEN ……………………………………………………………………………… 358
KAYNAKÇA ……………………………………………………………………………….. 361

TEŞEKKÜRLER

Bu kitap, anlamlı ve ahlaklı bir yaşamı kendisine ilke edinmiş çalışmaları ile insanlığa katkıda bulunmak isteyen pek çok insanın ürünüdür, kendilerinden çok şey öğrendiğim ve benim başarım üzerinde etkisi olan insanların enerjilerinin bir yansımasıdır. Eğer onlardan öğrendiklerim olmasaydı, böylesine özel bir eser ortaya çıkmazdı. Yaşamları, başarıları ile bana örnek olan sevgili dostlarım, meslektaşlarım, üniversite hocalarım, bana öğrettiğiniz her şey için binlerce teşekkür…

Bir öğretmen, bir öğrencinin yaşamında yüzlerce güzelliğe vesile olabilir. Lise Coğrafya dersi öğretmenim Fatma Yasak ve Üniversite hocalarım Sayın Prof. Dr. Fersun Paykoç ve Doç. Dr. Günseli Oral, yaşamıma kattığınız güzellikler için sizlere minnettarım.

Onbeş yıllık meslek yaşamımda birlikte çalıştığım ailelerin her birinden çok şey öğrendim. Cesaretli olmayı, nelerin başarılabileceğini, gülümsemeyi, umut etmeyi, şükredebilmeyi ve diğerlerini. En önemlisi birlikte çalıştığım yüzlerce aile bana doğru sorular üzerinde düşünmeyi öğrettiler. Mesleğimin ilk yıllarında onlar için çabuk çözüm yollarına ulaşma telaşı içinde iken, şimdi onlara gelecekleri adına doğru sorularla düşünmeleri ve bu yolla bilinçlerini geliştirmeleri için yardımcı olduğuma inanıyorum. Psikolojik danışman olarak çalışmaya başladığım ilk günden itibaren ömür yolculuğumda karşılaştığım, hayatlarına dokunduğum, bana kendilerini ve hayallerini açan, anlattıkları ile mesleğimde ilerlememe katkıda bulunan, kendilerine danışmanlık yaptığım bütün ailelere, velilerime ve öğrencilerime bana sundukları zengin deneyimler için çok teşekkür ediyorum.

Her kitap onun yazarı ile anılır. Fakat her kitabın arkasında emeğini var gücüyle ortaya koyan çok özel insanlar vardır. Kitaplarımı yazmaya başlarken düşler kurarım ve her birine baktığımda, son halini gördüğümde, düzeni, mizanpajı ve kapağı ile hayal ettiğimden daha fazlasını görürüm. Kitabımı dokunuşları ile okuyucular için hazır hale dönüştüren, yazım sürecinde olumlu sözleri ile cesaretimi arttıran sevgili editörüm Fahrünnisa Erdem’e ve Timaş Yayınları’nın kıymetli ekibine çok teşekkür ediyorum.

Belki de en önce sizi söylemeliydim. Sevgileri, sabırları, anlayışları, yıllar süren destekleri ve bana duydukları güvenle hayallerimin gerçeğe dönüşmesinde her zaman yanımda olduklarına inandığım sevgili annem, babam ve kardeşlerim; Nurhayat ve Fatih, en büyük teşekküre sizler layıksınız.

Ve yavrularım… Ahmet Emre, Salih Emre ve Beyza Nur. Sizlerin daha güzel bir dünya yaşaması için, benim ve meslektaşlarımın daha çok çaba harcamamız gerekiyor, biliyorum. Zor ve yoğun çalışmalarım arasında sizlerle oyun oynarken, sohbet ederken geçirdiğim her an, her defasında gücümü ve enerjimi tazeledi. Sizinle yaşarken, konuşurken, zor sorularınızı cevaplamaya çalışırken bana öğrettiklerinizle tecrübelerim zenginleşti. İyi ki varsınız, iyi ki sizlerin annesiyim…

Sadakat, bağlılık, sevgi, anlayış ve umudu ilke edinmiş biri ile evli iseniz başarıya ulaşmak için çok şanslısınız demektir. Çalışmalarımın her anında beni yürekten destekleyen eşime bu uzun yazım sürecinde de yanımda olduğu için çok teşekkür ediyorum.

Hayalden kitaba akan bu özel çalışmanın anne babaların yüreklerinde iyilik ve güzellikler uyandırması, zihinlerinde anlamlı izler bırakması ve insanlığa hizmet eden nesillerin yetiştirilmesinde vesile olması temennisi ile…

Kudret EREN YAVUZ
Ocak 2012

BAŞLARKEN

Yavrunuzu ilk kucağınıza aldığınız anı hatırlayın. O gözlerini sımsıkı kapatıp güçlükle açmaya çalıştığında, siz yüreğiniz kaynayarak onu izlerken, zihninde çözülmüş örgü ipleri gibi birbiriyle bağlantılar yapmaya hazır yüz milyar (tam 12 sıfırlı) sinir hücresi taşıyan inanılmaz bir varlığı elinizde tuttuğunuzun farkında mıydınız?

Minicik ellerini avuçlarınıza aldığınızda ve tüm sevginizle ona dokunduğunuzda bebeğinizin beyninde o anda yaklaşık 3000 sinir hücresi arasında gerçekleşen müthiş etkileşimin farkında mıydınız?

Sizin küçük bebeğiniz ilk anne sütünü emmeye başladığında ve annesinin kokusunu ilk hissettiğinde de yine milyonlarca sinir hücresi nöron, ışık hızından daha hızlı bir şekilde birbirleriyle etkileşim kurarak yavrunuzu, “Emin ellerdesin, işte bu anne kokusu.” diyerek daha fazla emmeye yönelten müthiş gücün farkında mıydınız?

Sonra ilk zamanlar tek yapabildiği bağırarak ağlamak olan yavrunuzla göz göze geldiğinizde, o en unutamadığınız gülüşü ile size güldüğünde de yine milyonlarca nöron birbiriyle bağlandı ve ilk başlarda dağınık olan ipler birbirine eklendi. Siz bebeğinizin her elini tuttuğunuzda, gözlerine mutlulukla baktığınızda, onu sevgiyle bağrınıza basıp mis gibi cennet kokusunu içine çektiğinizde yine o kıymetli nöronlar siz fark etmeseniz de hızla çalıştı, yavrunuzun zihninde ve yüreğinde ilerleyen yıllarda sizinle ilişkisini yapılandıracak güven ve bağlılık depolarını doldurdu.

Siz dokundunuz, sevdiniz, öptünüz, kokladınız, güldünüz, beslediniz ve milyonlarca sinir hücresi hep hızla çalıştı. Sonra küçük yavrunuza el sallamayı, sıcak nesnelere dokunmamayı, çiçekleri, kuşları gösterdiniz. “Bak uçtu uçtu” oyunları oynadınız ve yine milyonlarca nöron hücresi muazzam bağlarla çocuğunuzun zihninde güçlü öğrenmeler gerçekleştirdi.

Aramızdan bazı anne babalar çocukları ile kurdukları ilişkilerinde çok daha öteye gittiler. Onlar çocuklarıyla karıncaları, gökyüzünü, yıldızları izlediler, kayalıklara tırmandılar, birlikte tamir yaptılar; onlara yağan karın neden hemen yere tutunamayarak eridiğini, gri bulutların nasıl da yağmurla dolu olduğunu anlattılar uzun uzun. Bu “yürekten anne babalar” çocuklarının bitmek bilmeyen sorularını sabırla cevaplamaya gayret ettiler.

Aramızdan bazı anne babalar çocukluk dönemi boyunca çocuklarının zihinlerinde geleceğin düşünen hücrelerini inşa ettiler. Doğdukları andan itibaren bilinçli anne babaların yürekten verdikleri destekle bazı çocukların zihinlerinde muazzam güçlü nöron ağları oluştu.

Evet, gerçekten aramızdan bazı anne babalar çocuklarını özel kreş veya okullara göndermekten, onlara çok kıymetli oyuncaklar almaktan daha fazlasını yapıyor ve yapmaya devam ediyor.

*

Öztürk Ailesi hafta sonu pikniği için yaşadıkları şehirdeki mesire yerlerinden birine gittiler. Ailenin babası Mustafa Bey mangalın başına geçti ve hazırlığa başladı. Mangalda közler hazırlandıkça Mustafa Bey’in keyfi de yerine gelmeye başladı. İlk tavuk kanatlarını ızgaraya dizdikten sonra ardına yaslandı ve mis gibi havayı içine çekti. Tam o sırada Mustafa Bey’in altı yaşındaki küçük oğlu Alper koşarak geldi, “Baba koş, bir şey gördüm, çok değişik.” dedi. Mustafa Bey, “Oğlum ne oldu, ne gördün?” dediğinde oğlu,“Baba, ağaçlara yumuşak bir şey yapışmış, o ne?” diye sordu. Alper’in annesi Esma Hanım, “Aman Mustafa ne olacak, ağaçtaki yosunu görmüştür işte.” dedi. Mustafa Bey, “Oğlum bak, şimdi etler çıkacak. Hadi sen oyununu oyna.” diyerek oğlunu oradan gönderir.

*

Şimdi neler oldu bir bakalım…

Alper altı yaşında ağaçlardaki yosunları fark etti. Bu onun daha önce görmediği bir şeydi ve merak etti, öğrenmek istedi, soru sordu. Alper sorusunun cevabını alabildi mi?

Esma Hanım’ın, oğlunun sorduğu soruya verdiği cevap, Alper için yeterli oldu mu? Alper’in zihninde o an neler oldu?

Altı yaşına yeni giren Alper için çevresi keşfedilecek, öğrenilecek yığınla bilgiyle doludur. Okulöncesi dönemi yaşayan Alper çevresini sık sık gözlemlerken kendisini geleceğe taşıyan her gün yeni şeyler öğrenir ve gözlemlediklerinden anlayamadıklarını, anlamlandıramadıklarını anne babasına sorar. Alper’in sorusu onun bir yosunla daha önce hiç karşılaşmadığını gösterir. Daha önce çevresinde böylesi bir canlıyı görmemiş olan Alper ağaçtaki yosunları fark ettiğinde, muhtemelen ona dokundu; ne olduğunu anlamaya çalıştı. “Çevresinde her ağaçta göremediği bu yeşil, yumuşak şey neden bu ağaçta vardı?” İşte bu ve buna benzer sorular Alper’in zihnindeki nöron hücrelerini harekete geçirdi.

Alper zihnindeki önceki öğrenmelerini, hafızasını kontrol etti: Evet, daha önce böyle bir şey görmemişti. Bu merak ve gördüğünü anlama duygusu onu babasına koşarak gelmeye yönlendirdi. Sonrası olanları biliyorsunuz.

Şimdi olaya yeniden bakalım, fakat bu defa filmin senaryosunu farklı işletelim.

*

Öztürk Ailesi hafta sonu pikniği için yaşadıkları şehirdeki mesire yerlerinden birine gittiler. Mustafa Bey’in altı yaşındaki küçük oğlu Alper koşarak geldi, “Baba koş, bir şey gördüm, çok değişik.” Mustafa Bey “Oğlum ne oldu, ne gördün?” dediğinde oğlu “Baba, ağaçlara yumuşak bir şey yapışmış, o ne? diye sordu.

Mustafa Bey elindeki maşayı eşi Esma Hanım’a bırakarak, “Hanım, sen 15 dakika etleri takip et, bizim Alper ile bakmamız, keşfetmemiz gereken bir durum var.” dedi ve oğlunun elinden tutarak birlikte Alper’in fark ettiği ağacın yanına geldiler.

*

Alper: Baba bak, yumuşacık yeşil bir şey. Baktım, ağacın bu tarafında yok, sadece burada var.
Mustafa Bey: Hakikaten çok önemli bir şeyi fark ettin oğlum. Gel birlikte dokunalım. Sence bu yeşil yumuşak şey neye benziyor?
Alper: Halımın yumuşaklığı gibi baba, ama biraz ıslak gibi.
Mustafa Bey: Evet, haklısın biraz ıslak. Birlikte dokunalım, nemli gibi. Diğer ağaçlara bakalım, bütün ağaçlarda var mı anlayalım.
Alper: Baba, sadece bu taraftaki ağaçlarda var ama onların da öbür taraflarında yok.
Mustafa Bey: Yani ağaçların yalnız belli taraflarında var. Peki Alpercim, etrafımıza bakalım, bu yeşil yumuşak şeylerden etrafımızda başka var mı?
Alper: Aaaa, baba bak, bu kayanın üzerinde de var.
Mustafa Bey: Peki Alper, o zaman bu yeşil yumuşak şeyler hem kayalarda hem de ağaçlarda yaşıyor. Kayadaki yeşil şeylere dokunalım, aynı mı sence?
Alper: Baba bu da ıslak gibi. Bak, ağacın kuru tarafında bu yeşil şeyden yok.
Mustafa Bey: Evet Alpercim, önemli bir durumu keşfettin. Bu fark ettiğin yeşil yumuşak şeyler yosunlardır. Ağaçta gördüğün bir ağaç yosunu. Yosunlar ıslak ve nemli ortamları seven canlılardır. Sulu bir ortam bulur bulmaz hemen orada çoğalabilirler.
Alper: O zaman yosunlar sularda da yaşayabilir.
Mustafa Bey: Tabii ya harikasın, evet yosunlar en çok sularda, denizlerde, nehirlerde, suyun olduğu hemen her yerde karşımıza çıkarlar. Birazdan seninle aşağı inelim ve dereye bakalım, derede nasıl yosunlar var inceleyelim.
Alper: Ne işe yarar ki baba, yenir mi?
Mustafa Bey: Yok, aslında yenmez. Bazen ilaç yapımında bilim adamları yosunları kullanabiliyor. Bir de bu yosunlar ormanda kaybolmuş kişiler için en büyük yardımcıdır.
Alper: Ormanda kaybolanlar pusulaları ile yollarını bulabilirler.
Mustafa Bey: Ya pusulaları yoksa?
Alper: Bulamazlar mı yollarını?
Mustafa Bey: Alpercim, çok iyi avcılar ve doğa kaşifleri ormanda yollarını kaybettiklerinde işte senin bu fark ettiğin yosunlu ağaçlar onlara bir mesaj everir ve yollarını gösterir.
Alper: Konuşur mu, nasıl yol gösterir?
Mustafa Bey: Bak az önce sen bir şey fark etmiştin, “baba ağaçların burasında yosun, yok hep bu taraflarında var” demiştin. İşte ağaçların yosun tutan yerleri güneşi daha az gören kuzey yönüne bakan taraflarıdır. Bu ağaç avcı amcalara derki; “Kuzey benim yosunlarımın olduğu taraf, kuzeye bu yönden gidebilirsiniz.” Bunu duyan kaşif amcalar yönleri düşünerek yollarını bulurlar.
Alper: Hımmm. Faydalıymış bu yosunlar…
Mustafa Bey: Evet, gerçekten yaratılan her canlının doğada bazı görevleri vardır. Hadi şimdi seninle önce etlerimize bakalım, mis gibi ekmeklerimizi alalım, sonra abini de çağıralım, göle doğru yürüyelim, bir de su yosunlarını bulalım. (Mustafa Bey kolunu oğlunun omzuna atar) Senin gibi dikkatli ve doğada iyi gözlemler yapan bir oğlum olduğu için çok şanslıyım.

*

Yukarıdaki diyalogda neler oldu, şimdi de buna bakalım:

Mustafa Bey oğluyla yaptığı bu 10 dakikalık sohbette, oğlunun zihninde merakla aktif hale gelen bir kavram hakkında klasör veya düşünme kutusu oluşturdu. Sohbet esnasında oğluna sorusunun yanıtını hemen vermedi.

“Gel birlikte dokunalım, sence bu yeşil yumuşak şey neye benziyor? Alper diğer ağaçlara bakalım bütün ağaçlarda var mı?” sorularıyla oğlunu fark ettiği şey üzerine düşünmeye, gözlem yapmaya yönlendirdi. En sonunda da oğluna yosunlar hakkında bildiklerini anlattı. Bütün bunlar ne için derseniz; Mustafa Bey oğlunu başından savmadı ve ona “Öğrenmen, çevreni gözlemlemen hoşuma gitti. Çevrene bakarak gözlemle ve öğren, sonra birlikte düşünelim.” mesajını verdi. Oğluna özel zaman ayırdı. Bu özel zamanda oğlu Alper’in hem zihnini hem de ruhunu besledi. Mustafa Bey’in oğluyla konuşmasında son sözleri “Senin gibi dikkatli ve doğada iyi gözlemler yapan bir oğlum olduğu için çok şanslıyım.” ise oğlu ile ilişkisini güçlendiren, aynı zamanda Alper’in özgüven depolarını dolduran, inanılmaz bir cümledir. Altı yaşında yosunların ağaçlarda yaşadığını ve insanlara yön bulmada yardım ettiğini öğrenen ve zihninde yosunlarla ilgili bilgi kutusu oluşan Alper ilköğretim üçüncü sınıfa geldiğinde, “yönler” konusu işlenirken sınıfta ilk parmağı kaldırarak bildiğini ifade eden çocuklardan olacaktır. Yönlerle ilgili zihnindeki bilgiler nedeniyle Alper bu konuyu ilk kez dinliyor gibi dinlemeyecek ve dersi dikkatle takip edecektir.

Bugünden Geleceğe Bir Evlat Yetiştirmek

Çocuk yetiştirmek anne baba olmuş insanın en önemli işidir. Zor ve yorucu olan çocuk yetiştirme işi 24 saat süren, asla bırakamayacağınız, emekliliği düşünemeyeceğiniz bir iştir. Bir çocuk sahibi olduğunuz an, ömrünüzün en önemli işini almışsınız demektir. Bu işi aldığınız andan itibaren çocuğunuz için güzel bir yatak odası hazırlayarak ona en güzel kıyafetleri alıp, en iyi şekilde onu beslemek için çırpınır durdunuz. İlk yıllar anne sütü ile beslemeye özen gösterirken yaşıyla birlikte ona farklı yiyecekleri tattırarak, sağlıklı büyümesi için elinizden geleni yaptınız. Peki ya doğduğu günden itibaren çocuğunuzun zihni için neler yaptınız?

Çocuğunuza çevresini gözlemlemeyi, gözlemledikleri üzerine düşünmeyi öğrettiğinizde onun öğrenmekten keyif aldığı deneyimler yaşamasına fırsat verdiğinizde; ömrünü zenginleştirebileceği inanılmaz armağanları da vermiş olursunuz. Verdiğiniz bu armağanın hayal edemeyeceğiniz sonuçları siz yanında olamasanız da ilköğretim ve lise yıllarında yaşamı boyunca ona avantaj sağlamaya devam eder.

Günümüzde hem ülkemizde hem de tüm dünya ülkelerinde anne babalar zekâ, eğitim, okul başarısı konularına fazlasıyla önem vermekte ve çocuklarının zekâlarının ve okul başarılarının artmasına yönelik her türlü fedakârlığı yapmaktadırlar. Anne babalar, günümüz bilgi ve teknoloji toplumunun çocuklarının

Bir önceki yazımız olan Sil Baştan Kitap Özeti başlıklı makalemizde Ken Grimwood kitapları, Ken Grimwood romanları ve Ken Grimwood Sil Baştan kısa özeti hakkında bilgiler verilmektedir.

Read more http://www.kitapozeti.org/benim-akilli-yavrum-kitap-ozeti.html

Bir önceki yazımız olan Benim Gençliğim Kitap Özeti başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Filed in: Roman özetleri

No comments yet.

Leave a Reply


8 × bir =