İçeriğe geç
search
person
Yeryüzünde Konaklama kitabının kapağı

Yeryüzünde Konaklama

verifiedÖzgün Metin Tahlili
timerOkuma Süresi: 8 dkvisibility0 Okunma

Yeryüzünde Konaklama Kitap Özeti, Bölüm Bölüm Tahlil ve Karakter İncelemesi

Yazar:•Son Güncelleme: 1 Temmuz, 2017
XWhatsApp
100%
psychology
Ana Fikir & Tema

yeryuzunde-konaklama-pablo-neruda“Neruda, bütün dillerde 20. yüzyılın en büyük şairi.” -Gabriel García Márquez-

person
Yazar

explore
Yayın Bilgileri

tr

01

Kitap Künyesi

Kim yazdı, ne zaman çıktı, ne kadar sürdü.

Dil
tr

30 Saniyede Özet

Yeryüzünde Konaklama ne anlatıyor? Tek paragrafta.

Neruda’nın 1933, 1935, 1937 yıllarında üç kitap olarak basılan ve Canto General’in yanında başyapıtı sayılan Yeryüzünde Konaklama, Türkçede ilk kez eksiksiz yayımlanıyor. Daha önce Alova’nın çevirisiyle yayınlarımız arasında çıkan ve geniş ilgi gören Kuruntular Kitabı ve Kuşlar Sanatı’ndan sonra, bu ünlü yapıtında da Neruda, gerçeküstücülüğün ve Güney Asya kültürünün etkisiyle, yeryüzünün değişken doğasını, insan gövdesine ve maddeye duyduğu sonsuz tutkuyu, İspanya İçsavaşı’nın ve II.

8 dakikalık okuma · 1.662 kelime

02

Kitabın Temaları

Kitabın işlediği temalar.

“yeryuzunde-konaklama-pablo-neruda“Neruda, bütün dillerde 20. yüzyılın en büyük şairi.” -Gabriel García Márquez-”

— Yeryüzünde Konaklama
03

Bölüm Bölüm Kitap Özeti

1 bölüm, sırayla özetlendi.

1

Yeryüzünde Konaklama — Bölüm 1

Kısım 1

Neruda’nın 1933, 1935, 1937 yıllarında üç kitap olarak basılan ve Canto General’in yanında başyapıtı sayılan Yeryüzünde Konaklama, Türkçede ilk kez eksiksiz yayımlanıyor. Daha önce Alova’nın çevirisiyle yayınlarımız arasında çıkan ve geniş ilgi gören Kuruntular Kitabı ve Kuşlar Sanatı’ndan sonra, bu ünlü yapıtında da Neruda, gerçeküstücülüğün ve Güney Asya kültürünün etkisiyle, yeryüzünün değişken doğasını, insan gövdesine ve maddeye duyduğu sonsuz tutkuyu, İspanya İçsavaşı’nın ve II. Dünya Savaşı’nın yarattığı yıkımları; melankoliyi, acıyı, erotizmi, yitik aşkı, belleğin gelgitlerini, yalnızlığı zengin bir metafor örgüsüyle yansıtıyor.

“Dünya Bir Gölgeliktir” türküsünün ağızdan ağıza dolaştığı yurdumuzda, Neruda’nın “konaklama”larına Türkiyeli şiir okurunun özel bir duyarlıkla yaklaşacağı kanısındayız.

İçindekiler

Önsöz (Alova)………………………………………………………….. 17 Saf Olmayan Şiir Üzerine Bazı Düşünceler (P. Neruda)….. 21 BİRİNCİ KONAKLAMA (1925-31) I Ölü Dörtnal………………………………………………………… 25 Bağlaşma (Sonat)…………………………………………………. 27 Düş Atı………………………………………………………………. 28 Bitkin Tan …………………………………………………………… 30 Birlik………………………………………………………………….. 32 Tat …………………………………………………………………….. 33 Joachim’in Yokluğu………………………………………………. 35 Kışın Yazılmış Madrigal…………………………………………. 36 Hayalet………………………………………………………………. 37 Ağır Ağıt…………………………………………………………….. 38 Gececil Birikim……………………………………………………. 39 Biz, Birlikte…………………………………………………………. 42 Tiranlık ………………………………………………………………. 44 Serenad………………………………………………………………. 45 Gündelik Yasçı…………………………………………………….. 46 Mayıs Musonu …………………………………………………….. 48 Şiir Sanatı …………………………………………………………… 50 Kasvetli Sistem ……………………………………………………. 51 Adonis Meleği……………………………………………………… 52 Sonat ve Yıkımlar…………………………………………………. 53 II Askerin Gecesi…………………………………………………….. 55 Çelişkili İfadeler…………………………………………………… 58 Issız Kişi……………………………………………………………… 60 Genç Hükümdar………………………………………………….. 62 Gececil Kurmalar ………………………………………………… 63 Doğuda Gömüt Töreni …………………………………………. 64 III Yalnız Efendi ………………………………………………………. 65 Bacaklarımın Ayini……………………………………………….. 67 Yük Gemisinin Hayaleti………………………………………… 70 Dul Erkeğin Tangosu…………………………………………….. 73 IV Şarkılar ………………………………………………………………. 75 Soğuk Çalışma …………………………………………………….. 77 Gölgeler Demek ………………………………………………….. 79 İKİNCİ KONAKLAMA (1931-35) I Baskın Bir Gün ……………………………………………………. 83 Ölüm, Yalnızca ……………………………………………………. 86

Barkarol ……………………………………………………………… 88 Okyanusun Güneyi………………………………………………. 91 II Walking Around…………………………………………………… 94 Eylemsizlik …………………………………………………………. 96 Yıkık Sokak…………………………………………………………. 98 Ailelerde Melankoli ……………………………………………. 100 Annelik…………………………………………………………….. 102 Evimde Hastalıklar …………………………………………….. 104 III Ağıtlı Gazel ………………………………………………………. 107 Evlenme Maddesi ………………………………………………. 109 Cinsel Su ………………………………………………………….. 111 IV: ÜÇ MADDE ŞARKISI…………………………………… 113 Ağaç’a Giriş………………………………………………………. 113 Kerevizin Apojesi……………………………………………….. 115 Şarabın Yasası…………………………………………………….. 117 V Federico García Lorca’ya Gazel ……………………………. 121 Alberto Rojas Jiménez Geliyor Uçarak ………………….. 126 Topraktan Çıkarılmış ………………………………………….. 130 VI Denize Düşen Saat …………………………………………….. 133 Dönüyor Güz ……………………………………………………. 135

Yoktur Unutmak (Sonat)…………………………………….. 137 Josie Bliss………………………………………………………….. 139 ÜÇÜNCÜ KONAKLAMA (1935-45) I Boğulmuş Kadını Gökyüzünün…………………………….. 143 Bağlaşma (Sonat)……………………………………………….. 144 Vals………………………………………………………………….. 146 Brüksel……………………………………………………………… 148 Terk Edilmiş ……………………………………………………… 149 Ormanlarda Doğmak………………………………………….. 152 II: ÖFKELER VE ÜZÜNÇLER…………………………….. 154 III: YENİ BAYRAKLAR ALTINDA TOPLANMA …… 162 IV: İSPANYA YÜREKLERİMİZDE ………………………. 165 Dilek………………………………………………………………… 165 Bombardıman Laneti ………………………………………….. 165 Varsıl Yüzünden Yoksul İspanya ……………………………. 166 Gelenek ……………………………………………………………. 167 Madrid (1936)…………………………………………………… 168 Birkaç Şey Açıklıyorum……………………………………….. 169 Öldürülmüş Milislerin Anaları İçin Şarkı ……………….. 171 Niceydi İspanya …………………………………………………. 174 Uluslararası Tugayın Madrid’e Varışı ……………………… 177 Jarama Irmağı Savaşı …………………………………………… 179 Almería…………………………………………………………….. 180 Kırgın Topraklar…………………………………………………. 181

Sanjurjo Cehennemde ………………………………………… 182 Mola Cehennemde …………………………………………….. 183 General Franco Cehennemde……………………………….. 183 Kimi Yıkıntılar Üzerine Şarkı……………………………….. 186 Halk Silahlarının Utkusu……………………………………… 187 Cephedeki Sendikalar…………………………………………. 188 Yengi………………………………………………………………… 189 Bir Çarpışmadan Sonra Görünüm…………………………. 189 Tanksavarlar ……………………………………………………… 190 Madrid (1937)…………………………………………………… 191 Halk Ordusuna Güneş Gazeli………………………………. 194 V Stalingrad’a Şarkı ……………………………………………….. 197 Stalingrad’a Yeni Aşk Şarkısı ………………………………… 201 Tina Modotti Öldü …………………………………………….. 206 7 Kasım: Utkular Gününe Gazel…………………………… 208 Bolívar İçin Bir Şarkı…………………………………………… 211 Almanya’nın Irmaklarına Şarkı …………………………….. 214 Luis Companys’in Ölümü ve Dirilişi Üzerine Şarkı …. 217 Katı Ağıt…………………………………………………………… 219 Prusya Kapılarına Varan Kızıl Ordu’ya Şarkı…………… 223 NOTLAR………………………………………………………………. 229

Önsöz

1920’li yıllarda Fransa’da yeşeren gerçeküstücülük akımı, kendi toprağından çok, uzak yurtlara saçtığı tohumlarla görkemli şiir gövdelerinin boy atmasına yol açtı. Meksika’dan Octavio Paz, Peru’dan Cesar Vallejo, İspanya’dan F.G. Lorca, Şili’ den Pablo Neruda gerçeküstücülüğün etkisi altında başyapıtlar yarattılar. Neruda üzerine önemli bir inceleme yazmış olan Luis Monguio, şairin yaşamını ve şiirini yönlendiren üç kutsal eğilimden söz eder: Ruben Dario’ya göre modernizm, Andre Breton’a göre gerçeküstücülük, Karl Marx’a göre komünizm. Dördüncü kutsal kitap olarak, Walt Whitman’ın Çimen Yaprakları’nı katıyorum. Modernizm ya da modernismo, şairin Yeryüzünde Konaklama’dan önceki döneminde belirleyici olmuşsa, gerçeküstücülük bu kitabın birinci ve ikinci bölümlerinin ana kaynağı sayılabilir. Üçüncü bölümdeyse, İspanya İçsavaşı ve 2. Dünya Savaşı’nın kızgın anaforunda, daha yalın, dolaysız bir şiire yönelen Neruda, Marx’ın Manifestosu’nu kutsal kitapları arasına katar. Neruda’nın gerçeküstücü çağrıya şiirsel tepkisi, içerikten çok, yöntemle ilgilidir. Onun, serbest çağrışımlar ve bir tür otomatizm yoluyla yokladığı alan, düşüncenin can evine varmak, bilinçdışını deşmek, gerçeküstü bir metafiziğe varmaktan uzaktır. Bir tür, içgüdüsel-sezgisel maddeciliği izleyen Neruda; maddeyi, nesneyi, insan varlığını, yeryüzü olaylarını zengin metaforlarla, adeta bir conquistador gibi fethetmek isterken, gerçeküstücü tekniklerden yararlanır. Uzun şiir serüveninde vardığı yer, nesneler-maddeler evreni, ateş, rutubet, hava, kereviz, şarap, okyanus, insan gövdesinin üyeleri, terziler, savaşlar, kan, ölü dostlar, yaslar, kemikler, denizanalarından v.s. oluşan fiziksel ve insansal dünyadır. Zaman zaman,

şarap ayaklı inekler ya da boşinanlı halılarıyla gökkuşağının

gibi, okura çok şaşırtıcı gelebilecek imgeler, gerçeküstücü tutumla birebir örtüşürken, Neruda’nın gezgin konaklayışında yüzdüğü simge-imge-metafor okyanusunun dalgalarıyla tam bir uyum içindedir.

Neruda’nın baş döndürücü konaklamalarında yeryüzünü ve insan varlığını yoklama yöntemi özgündür. Amado Alonso’nun sözleriyle, “Gerçekliği betimleyen ve onun şiirsel anlamını dizeler arasında sezdiren geleneksel yöntem yerine, Neruda gibi şairler şiirsel anlamı betimleyip bu anlamın gönderdiği gerçekliği sezdirirler.”

Bir başka söyleyişle, şair nesneden, maddeden ya da insani olandan esinlenerek yaratacağı yerde, bir tür karşı-esin yayını yaparak dış dünyayı şiirleştirir. Ve bu yaydığı esinden yansıyan ikinci esinle şiirini yoğunlaştırır. Böylece, özellikle, uzun şiirlerinde görüldüğü gibi, bu esin gelgiti, çok zengin bir metafor yağmurunu yaratır.

Şair, yabancı bir gezegene ayak basmış bir yeryüzü-ötesi varlığın ya da bu dünyada (ya da Asya musonlarının sarı melankolisinde) kendini bilerek ayrılmış bir insan tekinin içgüdü- sel merakı ve şaşkınlığıyla coğrafyayı, maddenin özünü, “hareketsiz duran nesneler”i, toplumsal kargaşayı şiirle düşünürken, kendini ve yeryüzünü yeniden keşfeder.

Patatesler, domatesler, kerevizler, meyvalar, üzüm ve onun yapıtları: şarap ve sirke ve uçsuz bucaksız bitki örtüsü. Bereketli bir yeryüzü bahçesi gibidir Neruda’nın şiiri. Sonraki yapıtlarında, domatese, patatese gazel (ode) yazacak kadar ileri götürecektir bu tutumunu. Ama bu flora’nın eşsiz maddeleri, dekoratif bir görüntü yaratmak için sergilenmez, tersine, bunlar yaşamı simgeleyen, temel öğeleridir Neruda şiirinin. Çok az şiir şu dörtlük kadar iyi anlatabilir onun şiirini:

Görkemlidir yengisi halkın. Büyük, yengin geçmişinde onun gözsüz patates ve göksel üzüm parıldar toprakta.

Neruda siyasal savaşım içindeyken bile coğrafyadan, toprağın yapıtlarından kan alır. “Saf şiir”in görmezden geldiği maddeler, nesnelerdir onun bağlaşıkları.

Yeryüzünde Konaklama’nın, özellikle, birinci ve ikinci bö- lümlerini okurken, şu sözleri yinelemeden geçemeyeceğim: “Bu şiirler anlaşılmaktan çok, yaşamak için.”

Buradan çıkarak Neruda’nın kişisel manifestosunu dikkatle okuyan okurun kitapla daha anlamlı bir bağ kuracağını sanıyorum. ALOVA Ağustos 2014

Saf Olmayan Şiir Üzerine Bazı Düşünceler

Günün ve gecenin belli saatlerinde hareketsiz duran, yararlı nesnelere dikkatle bakmaya değer: tıka basa dolu mahsul ve maden yükleriyle, uzun, tozlu mesafeler boyunca dönüp duran tekerlekler, mangal kömürüyle dolu çuvallar, fıçılar, sepetler, marangozun takım kutusundaki bıçak sapları, kulplar. Bu nesnelerin insanlarla, yeryüzüyle kurduğu ilişki, ezinç içindeki bütün lirik şairler için değerli bir ders gibidir. Yıpranmış yüzeyler, insan elinin yarattığı aşınma, bu nesnelerden –kimi zaman trajik ama her zaman patetik– yayılan hava, gerçekliğe görmezden gelinemeyecek bir çekicilik sağlar Onlarda insanın karmaşık katışıklığı algılanabilir: kümeleşme eğilimi, maddelerin kullanılması ve eskimesi, el ve ayak izleri, her yüzeye işleyen insan varlığının değişmezliği. Tıpkı asit gibi, insan elinin zoruyla aşınmış, tere ve dumana batmış, sidik ve zambak kokan, yasa içi ya da yasa dışı, de- ğişik mesleklerce kirletilmiş: böyle bir şiir bizim aradığımız. Bir giysi ya da bir gövde kadar saf olmayan bir şiir, yediklerimizle, utançla lekelenmiş bir şiir, kırışıklıklarla, gözlemlerle, düşlerle, uyanıklıkla, kehanetlerle, aşk ve nefret ilanlarıyla, hayvanlarla, apansız belalar, idiller, manifestolar, yadsımalar, kuşkular, olumlamalar, yergilerle dolu bir şiir.

Madrigalin kutsal kanonları, dokunmanın, koklamanın, tat almanın, görmenin, işitmenin buyrukları, adalet istemi, cinsel arzu, okyanusun sesi, serkeş bir aşkı aşan, ölçüsüz derinliklere bir dalış, hiçbir şeyi bilerek dışlamadan. Güvercin pen- çesinin damgasını, dişlerin ve buzun yara izlerini taşıyan bir şiir-ürünü, terle ve savaşla inceden yoğaltılmış bir şiir. Sürekli çalınmış bir müzik aleti kadar pürüzsüz bir aşınmış-yüzey elde edinceye dek, katı yumuşaklığını sürtünen odunun, ya da kibirli demirin. Çiçekler, buğday ve de su, özel bir tutarlığı, dokunulmanın benzer görkemini paylaşırlar. Ama, görmezden gelmeyelim melankoliyi, bir başka çağın duygusalcılığını, yarattığı harikaların bilgiçlik çılgınlığı yüzünden bir kenara savrulduğu, o kusursuz, saf olmayan meyvayı: ay ışığı, alacakaranlıkta yüzen kuğu, “sevgilim”, bunlar hiç kuşkusuz, şiirin doğal ve temel maddesidir. Kötü tattan kaçanlar, düş kırıklığına doğru yol alırlar.

P. NERUDA

BİRİNCİ KONAKLAMA (1925-31)

I

ÖLÜ DÖRTNAL

Küller gibi, kendilerini insanla dolduran denizler gibi, batık yavaşlıkta, biçimsizlikte, duyması gibi insanın yolların doruğundan kesiştiğini haçlı çanların, duymak şimdi o sesi madenden kopan, belli belirsiz, can sıkıcı, dönüşüp toza, tıpkı değirmeninde çok uzak biçimlerin, hatırlanan ya da görünmeyen, ve kokusu yerde yuvarlanan eriklerin, zamanda çürümüş, sonsuzca yeşil.

Öylesine hızlı, öylesine canlı, ama kıpırtısız olan her şey, kendi içinde çılgın bir makara gibi, şu motorlu tekerlekler, kısaca. Varolup kuru ilmekler gibi dikiş yerlerinde ağacın, sessizce, çepeçevre, bütün dallar karıştırmış sanki kuyruklarını. Ama nereden, nereye, hangi kıyıda? Değişmeyen, belirsiz bir kuşatma, öyle sessiz, leylaklar gibi manastırı çepeçevre saran, gelişi gibi ya da ölümün diline öküzün tökezleyen, sakınıp düşmekten, ötmeye çalışan boynuzlarıyla.

Bu yüzden, kıpırtısızlıkta, durup, kavramak; o zaman, sonsuz bir kanat çırpışı gibi, yukarıda, ölü arılar, sayılar gibi, ah, soluk yüreğimin kucaklayamadığı şey, kalabalıklarda, güçlükle dökülen gözyaşlarında, ve çabaları insanın, ezinç; apansız ortaya çıkan kara işler buz gibi, uçsuz düzensizlik, okyanusal, şarkı söyleyip giren bana, bir kılıçla sanki, arasında savunmasızların.

Öyleyse, neden yapılmış, şu güvercin curnatası geceyle zaman arasında, ıslak bir koyak gibi? Uzayıp giden şu ses şimdi yolları taşlarla dizerek düşen, ya da, daha çok, apansız büyürken bir saat yalnızca, genişleyip hiç durmadan.

Dinle bir kez, büyük kalabaş ağaçlarını yüzüğü içinde yazın, yayıp duran dokunaklı bitkilerini, ondan yapılmış işte, isteyip durandan, doluluktan, ağır damlalı bir karanlık.

BAĞLAŞMA (SONAT)

Yere düşmüş tozlu bakışlardan sessiz yapraklardan kendilerini gömen. Işıksız madenlerden, boşluğu, apansız ölen günün yokluğunu taşıyan. Ucunda ellerin, göz kamaştıran kelebekler, uçsuz ışıklarıyla yukarı uçuşu kelebeklerin.

Işığın kuyruğunu korudun sen, kırık varlıkların, kiliselere savurduğu terk edilen güneşin batarken. Bakışlarla lekelenmiş, amacıyla arıların, apansız alevden kaçan madden senin gelip önceden, izler günü, altın ailesini onun.

Gizlice geçer pusuya yatmış günler, ama düşerler senin ışıktan sesine. Ah, aşkın hanımı, dinlenişine senin kurdum ben düşümü, sessiz duruşumu.

Ürkek sayılı gövdenle senin, apansız uzanmış yeryüzünü tanımlayan niceliklere, arkasında günlerin dalaşının, boşlukla ağarmış, yavaş ölümlerle soğuk, solgun uyarıcılarla, yanan kucağını duyarım senin, gezgin öpüşlerini körpe kırlangıçlar yaratan uykumda.

Gün olur, çıkar yazgısı gözyaşlarının yaş gibi alnıma, orada çarpar, paramparça ölür dalgalar: ıslaktır devinimleri, çökkün, en son.

Okur Yorumları

Kitap hakkında ne düşünüyorsun?

Bu kitap için henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.

Yorum bırakın

Yorumlar editör onayıyla yayımlanır. Kişisel verilerinizi paylaşmayın; yorumlarınız çerez politikası kapsamında değerlendirilir.