İçeriğe geç
search
person
Şu Çılgın Türkler kitabının kapağı
Roman Özetleri

Şu Çılgın Türkler

Turgut Özakman

verifiedÖzgün Metin TahliliISBN: 9789752201279
starsRoman ÖzetleritimerOkuma Süresi: 5 dkvisibility4 Okunma

Şu Çılgın Türkler Kitap Özeti, Bölüm Bölüm Tahlil ve Karakter İncelemesi

Yazar:Turgut Özakman•Son Güncelleme: 3 Ekim, 2026
XWhatsApp
100%
psychology
Ana Fikir & Tema

Turgut Özakman, Kurtuluş Savaşı ile ilgili olarak yüzlerce kaynaktan derlenmiş bilgileri, belgelere dayandırarak bir roman üslubu…

person
Yazar

Turgut Özakman

explore
Yayın Bilgileri

tr

menu_book
Edebi Tür & Biçim

Roman Özetleri

01

Kitap Künyesi

Kim yazdı, ne zaman çıktı, ne kadar sürdü.

Yazar
Turgut Özakman
ISBN
9789752201279
Dil
tr

30 Saniyede Özet

Şu Çılgın Türkler ne anlatıyor? Tek paragrafta.

17’nci yüzyılın ortalarından itibaren gerilemeye başlayan ve Birinci Dünya Savaşından yenik ayrılan Osmanlı İmparatorluğu bu savaş sonunda 30 Ekim 1918 tarihinde Mondros Ateşkes Antlaşmasını imzalamıştır. Ülkenin dört bir yanı galip devletler tarafından işgal edilmeye başlanmıştı. İtalyanlar Güneybatı Anadolu, Fransızlar ve Ermeniler Çukurova, İngilizler Musul ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine yerleşirler. İstanbul ise başta İngilizler olmak üzere ortaklaşa işgal edilmiştir. 15 Mayıs 1919’da ise İzmir Yunanlılar tarafından işgal edilir.

5 dakikalık okuma · 905 kelime

02

Kitabın Temaları

Kitabın işlediği temalar.

“Turgut Özakman, Kurtuluş Savaşı ile ilgili olarak yüzlerce kaynaktan derlenmiş bilgileri, belgelere dayandırarak bir roman üslubu içerisinde anlatmaktadır. Şu Çılgın Türkler dört ana…”

— Şu Çılgın Türkler
03

Olay Örgüsü

Başlangıçtan sona olay zinciri.

Cihanbaba, kurtuluş savaşı yıllarında Orta Anadolu’nun küçük ve yoksul bir yerleşiminde yaşamaktadır. Ailesi, mahallesi ve çevresindeki insanlar gibi o da ülkenin içinde bulduğu karışıklıklardan etkilenir. Cihanbaba’nın babası, yakın çevresinde adı duyulan bir kişidir; aile içinde yapılan ziyaretler, haberler ve tartışmalar savaşın gündelik hayatı nasıl bozduğunu gösterir. Cihanbaba, okul yaşamından ve savaş sonrası oluşan düzensizlikten kendi payına düşen sorumluluğu üstlenir.

Kurtuluş mücadelesinin doğrudan görev alanlarına katılan Cihanbaba, askerlik ve cephedeki gelişmeler karşısında çaresizlikle karşılaşır. Anadolu’ya gönderildiği birlik dağıldığında yalnız kalmaz; düşman eline geçen ve zor koşullarda esir düşenler, kurtulanlarla birlikte sahneyi paylaşır. Cihanbaba, kardeşi Durmuş ve çevresindeki gençlerle birlikte düzenli ordu kurma çalışmalarına katılır. Cephe, büyük savaşlar ve halk direnişinin yanı sıra kayıp, açlık, yaralanma ve yollarda süren tehlikeli dönüşlerle ilerler.

Savaşın sonundaki düzenleme, kurtulanlar için yeni bir hayat başlatır. Cihanbaba ve çevresindekiler kollara döner; aileler yeniden bir araya gelmeye çalışsa da kayıpların izleri silinmez. Roman, Cihanbaba’nın babasının ölümünden sonra aile yapısının dağımasıyla gelişen yeni sorunlarla sürer. Cihanbaba, kardeşleri ve yakınlarının geleceği için ailevi yükümlülüklerle savaşın bıraktığı karmaşa arasında bocaya düşer. Son bölümlerde eski bağlar yerini yeni ilişkilere ve zoraki seçimlere bırakır; Cihanbaba, geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalır.

04

Bölüm Bölüm Kitap Özeti

1 bölüm, sırayla özetlendi.

1

Şu Çılgın Türkler — Bölüm 1

Kısım 1

İzmir’in işgalinin ardından dört gün sonra Mustafa Kemal Paşa 9’ncu Ordu Müfettişi göreviyle Samsun‘a çıkar. Fakat O, işgale karşı tepki gösterir ve milleti işgale karşı direnişe hazırlamak maksadıyla kongreler düzenler. Önce Amasya Tamimi yayınlanır, ardından Erzurum ve Sivas Kongreleri toplanır. 23 Nisan 1920’de de Büyük Millet Meclisi açılır ve Ankara Hükümeti kurulur.

Diğer taraftan hem Yunan Ordusu hem de Türk Ordusu savaş için hazırlıklar yapmaktadır. Dört yıl süren Birinci Dünya Savaşı neticesinde halk perişan durumdadır. Ordu dağılmış ve cephanelerine el konmuştur. İşte Türk Ordusu bu yokluklar içinde hazırlıklarına devam etmektedir. İki ordu arasındaki ilk ciddi karşılaşma Kütahya-Eskişehir Muharebelerinde yaşanır. Yunan ordusu, hem asker sayısı hem de cephane olarak ordumuzdan kat kat üstün durumdadır. Kütahya-Eskişehir Muharebelerinde Afyon, Eskişehir ve Kütahya kaybedilir. Yunanlıların en büyük destekçisi İngilizler, Türklerin savaşı kaybedeceğinden çok emindir.

Türk Ordusunun ve Mustafa Kemal’in karşısındaki tek sorun Yunanlılar değildir. İçte de çok sayıda düşman vardır. Özellikle İstanbul Hükümeti ve pek çok sözde aydın savaşın kaybedileceğinden çok emindirler ve İngilizlerin güvencesi altında yaşamayı kabul etmektedirler. Yıllarca savaştan yılan askerler de ordudan kaçmaktadır.

Mustafa Kemal Paşa ve başta İsmet Paşa olmak üzere Türk Ordusunun kurmayları, Kütahya-Eskişehir Muharebelerindeki yenilgilerin ardından orduyu toparlamak ve yeni bir savunma hattı oluşturmak için orduyu Sakarya Nehrinin batısına çekerler. Bu karar Büyük Millet Meclisindeki bazı milletvekilleri tarafından tepkiyle karşılanır. Meclis içindeki muhalifler bile savaşın kaybedileceğini düşünmektedir. Meclis içindeki muhaliflerin amacı farklı olsa da milletvekilleri Mustafa Kemal Paşanın ordunun başına geçmesi ister. Başkomutanlık teklifini kabul eden Mustafa Kemal Paşa, milleti topyekûn savaşa ortak etmek ve ordunun en kısa zamanda tekrar savaşa hazır hale getirilebilmesi için Tekalif-i Milliye Emirlerini yayınlar. Bu emirler ile halktan, elindeki çoraptan battaniyeye kadar sahip olduğu bir çok şeyi orduya teslim etmesi istenir. Zaten yoksul ve perişan bir durumda olan Türk Milleti yardımlarını ordusundan esirgemez. İstanbul’daki cephanelerde kalan top mermileri Anadolu’ya kaçırılır. Yunanlılar da ordularını güçlendirmek için hazırlık içerisindedir.

Sakarya Meydan Muharebesi 23 Ağustos 1921 günü başlar. Savaş çok çetin geçmektedir. Her iki tarafta da sıkıntılar vardır. Türk Ordusu sayıca düşmandan eksik olmanın sıkıntılarını yaşamaktadır. Yunan Ordusu ise ikmal noktalarından uzaklaştığından lojistik destek sıkıntısı çekmektedir. Savaşın yaşandığı tepeler sık sık el değiştirmektedir. Türk Ordusu Haymana, Çal Dağı ve Polatlı hattına kadar geri çekilir. Bu arada meclisin gerektiğinde Kayseri’ye taşınması için hazırlıklara başlanır. Mustafa Kemal Paşa’nın amacı, düşmanı lojistik kaynaklarından uzaklaştırarak yıpratmak ve taarruza geçmektir. Savaşın on dokuzuncu günü Türk Ordusu tüm cephe boyunca taarruza kalkar. Artık savaşmaktan yorulmuş olan Yunan askerleri de, savaşı kazanarak ülkelerine bir an önce dönmek amacıyla var güçleriyle direnmektedir. Fakat Türk taarruzları karşısında dayanmaları mümkün değildir. Kaybedilen tepeler birer birer geri alınır, önce Dua Tepe sonra Mangal Dağı. Savaşın yirmi ikinci gününde düşman kuvvetleri Sakarya Nehrinin batısına atılır. Afyon’a kadar geri çekilen Yunan askerleri çekilirken halka da zulüm yaparlar.

Düşmanın geri çekilmesinin ardından amaç düşmanı tamamıyla topraklarımızdan atmaktır. Türk Ordusu taarruz için hazırlıklara başlar, eksiklikler tamamlanmaya çalışılır. Çok uzun zamandan sonra Türk Ordusu ilk defa taarruz edecekti. Amaç en kısa sürede düşmana darbeyi vurmaktı. Asıl taarruz Afyon ile batısındaki Çiğiltepe arasından yapılacaktı. 26 Ağustos’a kadar Türk birlikleri Yunan mevzilerine iyice yanaştılar ve taarruz düzenine geçtiler. Yunanlıların keşif yapmaları önemli ölçüde engellenmişti. Hazırlıklar büyük bir gizlilik ve sessizlik içinde yürütülüyordu. 26 Ağustos sabahı saat 05.30’da ilk top mermisiyle taarruz başladı. Böyle bir top atışını o güne kadar ne Türkler ne de Yunanlılar görmemişti. Türk taarruzu dalga dalga yayılıyor ve Yunanlıların çok güvendikleri mevzileri birer birer ellerinden çıkıyordu. Yunanlılar geri çekilmeye devam ettiler. Önce Uşak ve Eskişehir’i boşalttılar. Türk Ordusunun dalga dalga yayılan taarruzu hiç durmadan devam etti ve 9 Eylül’de İzmir’e girildi. Artık işgal kuvvetleri Anadolu’dan tamamen atılmıştı.

Kurtuluş Savaşı, dünyadaki en meşru, en ahlaklı, en kutsal savaşlardan biridir. Yazar Turgut Özakman, Kurtuluş Savaşının hangi şartlar altında kazanıldığını destansı bir havada anlatmaktadır. Biz burada kitabı ana hatlarıyla vermeye çalıştık. Fakat kitapta, Türk halkının fedakarlıkları, İstanbul’dan Anadolu’ya cephane kaçırılması, her gün arıza yapan birkaç uçakla nasıl hava keşiflerinin yapıldığı, bunun yanı sıra vatan hainlerinin ihanetleri gibi pek çok konu ayrıntılı olarak anlatılmaktadır.

Okur Yorumları

Kitap hakkında ne düşünüyorsun?

Bu kitap için henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.

Yorum bırakın

Yorumlar editör onayıyla yayımlanır. Kişisel verilerinizi paylaşmayın; yorumlarınız çerez politikası kapsamında değerlendirilir.