İçeriğe geç
search
person
Eteğimdeki Taşlar kitabının kapağı
Roman Özetleri

Eteğimdeki Taşlar

Murathan Mungan

verifiedÖzgün Metin TahliliISBN: 9753425007
starsRoman ÖzetleritimerOkuma Süresi: 3 dkvisibility3 Okunma

Eteğimdeki Taşlar Kitap Özeti, Bölüm Bölüm Tahlil ve Karakter İncelemesi

Yazar:Murathan Mungan•Son Güncelleme: 3 Ekim, 2026
XWhatsApp
100%
psychology
Ana Fikir & Tema

Murathan Mungan’ın bütün yapıtı düşünüldüğünde bir tür dönemeç kitabı da denebilir geldiği yollara baktığı, çıkacağı yeni yolları…

person
Yazar

Murathan Mungan

explore
Yayın Bilgileri

tr

menu_book
Edebi Tür & Biçim

Roman Özetleri

01

Kitap Künyesi

Kim yazdı, ne zaman çıktı, ne kadar sürdü.

Yazar
Murathan Mungan
ISBN
9753425007
Dil
tr

30 Saniyede Özet

Eteğimdeki Taşlar ne anlatıyor? Tek paragrafta.

Murathan Mungan’ın bütün yapıtı düşünüldüğünde bir tür dönemeç kitabı da denebilir geldiği yollara baktığı, çıkacağı yeni yolları tarttığı bir dönemeç kitabı. Zamana bırakılsa her biri ayrı birer kitap olacak 10 bölümden oluşan kitap, bilinmeyen, ilk defa okuyacağınız çok sayıda şiiri bir araya getiriyor. Mungan’ın kendi kelimeleriyle, “yüzünü ve dilini bile isteye bölüp parçaladığı ama farklı damarlardan beslense de her seferinde aynı izleklerin, aynı sorunsalların birleştirdiği bir bütüne açılan şiirler” bunlar.

3 dakikalık okuma · 600 kelime

02

Kitabın Temaları

Kitabın işlediği temalar.

“Murathan Mungan’ın bütün yapıtı düşünüldüğünde bir tür dönemeç kitabı da denebilir geldiği yollara baktığı, çıkacağı yeni yolları tarttığı bir dönemeç kitabı. Zamana bırakılsa her biri…”

— Eteğimdeki Taşlar
03

Bölüm Bölüm Kitap Özeti

1 bölüm, sırayla özetlendi.

1

Eteğimdeki Taşlar — Bölüm 1

Kısım 1

İÇİNDEKİLER

ESKİ ZAMAN AKTARLARI 7 BOĞAZLI KAZAK 13 SOĞUK DENİZ 25 KÖMÜR 57 KÖŞEDEKİ KAHVE 79 OT 105 YEDİ ASKI 139 KEHRİBAR 151 BİLET 207 SON DURAK 221

Bir bende mi kaldı dünüm Kimde soluyor Günüm akşam oluyor 1989

ESKİ ZAMAN AKTARLARI

I Halim Ağaoğlu’m

sizi çok eski bir çarsıdan aldım düşmeyin suya yanılırsınız ölü bir zencefildi akşamları avuçlarınız kokuların meddahı ağlamazlardı, erkendik ve bir çocuk vardı içimizde harabe duyarlıklarımız ürkek bir su gezdirirdi karanlığa bakmayın dağılırsınız neyin doğrulanmasıdır ölüm ve ellerinizdeki baharat korkusu (çanlar döven ellerinizdeki) ürkek şefkat sonra adsız bir gül ölmesi tarçınlı kilerlerde ve bir öğle üzerinin sükûnetli anısı kurutulmuş bir çarsının hüzün defterlerinde biliyorum ben ölürsem siz anlarsınız

24 Ocak 1979

II

Leyla Zileliye,

o zamanlar sular böyle terk etmemişti bizi düştüğümüz her kuyu bir yankıyı taşırdı uzun ayvanlar tamamlardı uzun kedilerimizi ki solan akşam kaç yüzyıllık bir lamba eski kılıçları dinlendiren duvarlar ve karanlık selamlıklara gizlenmiş duyarlıklarımız vardı

ne zaman bir çocuk görsem kan toplar geçmiş zamanlarda ayak izlerim saralı bakışlarımla gölgelenir uzak tavanlar mahremiyetimde uzak bir öğleüzerinin küflenmiş anısı ve eksilttiğimiz duyarlıklarımızdan artan ihale edilmiş çocuklardı nalburların sessizliğindeki takvim iması ve bir hayat bir ima üzre satılandı ve kötürüm anaların lanetlediği çırılçıplak adımlar tıkanıp kaldığımız yokuşlardı ki herkes dost herkes düşman kaldı

1979

Madde Tanır’a

bir kadını kadın yapan biraz da elleridir göğünde sağnağı olmayan bir kadın bir gergefe parmak düşürebilir mi hiç? Hangi hüzne kiracı durur akşam balkonlarında hangi saksının suyunu verebilir sahiden kadife perdelere uzanıp kalmış eli kuşlar akşama erişmeden

kapısı açık kafesler mi bıraktı geride camlatılmış yangınları, beş sularında fasılları ey simli soyağaçlarına iz süren annelerin ölme yaşı

sırlanmış bir aynanın ahşap kıyısında saklanmış cinnetiyle soluk fotoğraf çıkagelir bir gün kendi yüzümüze baktığımız an anlarız ellerine konan kuşları anlarız bütün yaşlarını yaşadığımız zaman kimse ölmemeliydi konuşmadan

Mayıs 1982

BOĞAZLI KAZAK

() kadar

karanlıkta yolunu şaşırmış yağmurlar gibi birbirine sarılan sırasını şaşırmış ölüler bilmediğimiz masalların ormanlarında karşımıza çıkar yol sorarlardı aynı ağaca dolanmış kolları çözen zaman ve gereğinden fazla şeylerin yandığı ilk yangınlar ilk hatıra defterleri ilk boğazlı kazaklar ilk aşklar yağmurların ölülere ölülerin yangınlara benzediği bir mevsim geldiğinde unutula yazdı şimdi bir şiirde dile gelme tutkusundan başka hiçbir şey kımıldatamaz onları lav altında söndükleri yerden kimi zaman işte böyle bir şiirin içinden geçerler kimi zaman başkalarının gözlerinden

1992

Son kullanma tarihi

yalnızca camlarda ağarıyordu gün sürüyordu içimizin gecesi ilkin birkaç kişiydik sayamaz olduk daha ilk dönemeçte hepimizde başka bir yüzyılın baş dönmesi yenilgi değil bu zaten yenenlerin de olmadığı görüldü yalnızca eskiye oranla çok daha alçakgönüllü bir devir teslim töreni tıpkı iddiasız ama yüreği bulutlandıran şiirler gibi

1991

Bundan böyle

ıslığımızı bırakıyoruz boğazlı kazaklarımızı okuduğumuz kitapları başka gizlere, başka kalplere başka zamanlar onarsın diye zamanın bizden kemirdiklerini tanıdık dünyanın derinliklerine benzeyen gözlerimizde tek yaş kaldı: yaşlılık bundan böyle

1991,1992

Gerilerde

Çok gerilerde kaldı Bizi bazen bir şiirin uyandırdığı sabahlar Durup dururken içimizde parlayan sevinci tutuşan ümit Çok gerilerde kaldı Hayatı budalaca seven yanımız Çok gerilerde… Şimdi dönüşyolunun Karanlık düşüncelerinden yorgun Aynalarda unutkan dalgın bakışlar

18 Ağustos 1997

Büyük zamanlar

Büyük kahramanlarda aynalarına baktığımız Büyük rüzgârlardı başımızı döndüren Büyük yeminlere yenik düştü kalbimiz Kapıldığımız büyük sulardı Geniş hayaller, genç öfkeler, derin uykular

Büyük zamanlardı içinden geçtiğimiz Şimdi burdayız

24 Şubat 1997

Okur Yorumları

Kitap hakkında ne düşünüyorsun?

Bu kitap için henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.

Yorum bırakın

Yorumlar editör onayıyla yayımlanır. Kişisel verilerinizi paylaşmayın; yorumlarınız çerez politikası kapsamında değerlendirilir.