Kitap Künyesi
Kim yazdı, ne zaman çıktı, ne kadar sürdü.
- Yazar
- Stieg Larsson
- ISBN
- 6054263307
- Dil
- tr
30 Saniyede Özet
Ejderha Dövmeli Kız ne anlatıyor? Tek paragrafta.
6 dakikalık okuma · 1.125 kelime
Kitabın Temaları
Kitabın işlediği temalar.
“41 ülkede rekor satış yapan kitaplarının başarısını göremeden 50 yaşında hayata veda eden İsveçli gazeteci Stieg Larsson’un zihne kazınacak sahneler, çarpıcı ve canlı karakterler,…”
— Ejderha Dövmeli Kız
Olay Örgüsü
Başlangıçtan sona olay zinciri.
Mikael Blomkvist, gizli çekimler yaptığı sanılan bir aileyi konu almak üzere Gazeteci dergisine yazı hazırlar. Ailenin en büyük kızı Harriet Vanger kayıptır ve on dört yaşındayken kaybolduğu günün çevresinde, babası Alexander Vanger ile amcası Sten Vanger arasında geçen tartışmayla ilgili eski bir olay araştırılır. Mikael, kurumsal bağlantıları ve güvenlik açığı bulunan Vanger ailesinin yakından çekildiği soruşturma masasına katılır. Ona yardımcı olmak üzere Lisbeth Salander gelir; bu zorlu, güvenilmekte zorlanan kadın, hayatındaki kararları çoğu kez kendi verir.
İlk araştırmalar, Vanger ailesinin düzenini tek bir suçtan çok daha karışık bir gerçeğin üzerine kurulduğunu gösterir. Kız kardeşlerinin kaderini birbirine bağlayan olaylar yüzeye çıktıkça aile, sadece kayıp çocuk ve zengin bir şirket meselesi olmaktan çıkar. Mikael ile Lisbeth, eski izleri, intikam yolculuklarını ve düşmanlarını yüz yıllık aile düzeninin gizli çıkarlarıyla karşılaştıkça izini sürdürür.
Son aşamada hayatta kalan bir aile üyesinin verdiği bilgeler, geçmişte işlenen vahşetleri açığa çıkarır. Suçluların yıllarca korunmasını sağlayan düzen dağılmaya başlar. Lisbeth, bedeli ağır olsa da, son adımı kendi atar ve hesabı kapatır. Mikael ise araştırmayı yayımlayarak ölen çocukların ve ailesi içinde saklanan çürüklüğün kayıtlarını ortaya çıkarır.
Bölüm Bölüm Kitap Özeti
1 bölüm, sırayla özetlendi.
Ejderha Dövmeli Kız — Bölüm 1
“Olağanüstü… Okuyucular kitabı okurken yerlerinden bile kıpırdayamayacak.” -SUNDAY TIMES
“Bu kitabı okumaya başladı- ğınızda, ilk adımı hiç atmamış olmayı dileyeceksiniz. Çevreniz kararacak ve kendinizi öykünün içinde bulacaksınız…” -BILD AM SONNTAG
“Bu kitap kendisi için söylenen her bir övgü sözcüğünü hak ediyor… Üçlemenin geri kalan iki kitabı bunun yarısı kadar bile iyi olsa, Larsson bize müthiş bir miras bırakmış olacak.” -SHARON WHEELER
“Larsson’un bu kitabı saatli bir bomba gibi…” -BOB CORNWELL
“Hipnotize edici.” -USA TODAY
“Tam bir dinamit.” -LIZ SMITH
“Çılgınca… Müthiş bir gerilim.” -THE WASHINGTON POST
“Büyük bir açlıkla okunacaktır…” -OBSERVER
“Larsson’un kitapları hayatımız için bir tehlike oluşturuyor. Parklar okuyucularla tıka basa dolacak, çalışma dünyası altüst olacaktır. Bütün bunların nedeni hiç kimsenin kitabı elinden bırakamamasıdır.” -BAMS
ÖVGÜLER Bu kadar çok gürültü patırtı yapılmasının haklı bir nedeni var… Bu kitap her cephede karakter, kurgu, atmosfer övgüyü hak ediyor. —MARCEL BERLİN, The Times
“Hiçbir yerden gelmemiş gibi görünen bir cinayet romanı yazarından bir yayıncılık başarısı … polisiye kitaplar ender olarak bu denli ses getirmiştir ve Larsson’ın aynı kaderi paylaşması çok yetenekli bir yazarın ardından yas tutulmasına neden olmuştur.” —JOAN SMITH, Sunday Times
“Yazı biçemi durağan ve ayrıntılı, konu ilginç ve inanılmaz fakat her şeyin ötesinde tüm kahramanlar müthiş bir şekilde Özgün… olağanüstü bir kitap.” —JESSICA MANN, Literary Review
“Capcanlı bir seri katil macerası.” —JOHN WILLIAMS, Mail On Sunday
“Stieg Larsson’ın bu başlangıç kitabı bir saatli bombadır . . . zaman ilerledikçe konu heyecan kazanmaktadır . . . sıradışı kadın kahraman, çağdaş İsveç’in arka planda olduğu büyüleyici bir portre sunmaktadır. Bu kitap bir başlangıç romanı olarak şaşırtıcı bir heyecan ve kurgu taşımaktadır.” —BOB CORNWELL, Tangled Web
“Bu kitap beni derinden sarstı … çok katmanlı, çok karakterli öyküde yazar büyük bir başarıya imza atıyor. Toplumsal bilinç ve duygu ile dolu. İnsanlığın gitgide yozlaşmasına göndermelerde bulunuyor.” —ALI KARIM, Shntsmag
“Kitaplar Avrupa’nın dışında milyonlarca satmaktadır ve nedenini anlamak hiç de zor değildir.., bunun nedeni kısmen konunun iyi olmasıdır fakat daha fazla olarak belki de kızgın Larsson’ın doğrudan doğruya hedefe kilitlenmesidir… Son derece etkileyici ve çok iyi bir kitap: Serinin diğer kitaplarını bekliyorum.” —ANDREW TAYLOR, Spectator
“Larsson’ın kitapları hayatımız için bir tehlike oluşturuyor. Parklar okuyucularla tıka basa dolacak, çalışma dünyası altüst olacaktır. Bütün bunların nedeni hiç kimsenin kitabı elinden bırakamamasıdır.” “İsveç polisiyesi, tıpkı ülkenin kendisi gibi, sınıf ve bir sosyal bilince sahiptir. Onun Savaş ve Barış kitabından önce üretilmiş olması yalnızca bir zaman meselesidir… Konu ve ilerleme usta işidir.” —Sydney Morning Herald
“Çarpıcı bir roman, tutku dolu, zihninizi kavrayacak ve esir edecek.” —PETER GUTTRIDGE, Observer
“Kitap insan duygularının bir bulmacası gibi adım adım çözülen bir kurguya sahip. Gerçek yaşamın tüm gerçekleri ile içice olan bir yapı söz konusudur … Bu kurgu asla sayılara dayanan bir macera hissi uyandırmaz.” —JONATHAN GİBBS, İndependent on Sunday
“Bu kitabın raflarda yerini almasından kısa bir süre sonra ve üçlemenin diğer iki kitabı henüz yayınlanmamışken, Larsson 50 yaşında kalp krizi geçirerek hayata veda etti . . . (fakat) onun bakış açısı kendisinin hayal bile edemeyeceği geniş bir okuyucu kitlesine ulaştı.” —ROGER PERKINS, Sunday Telegraph
“Diğer macera kitabı yazarlarının aksine, Larsson son sayfanın çevrilmesinden uzun zaman sonra bile okuyucuların zihinlerinde var olmayı sürdürmektedir.” —Le Monde
GİRİŞ 1 KASIM CUMA
Her yıl olan şey yine olmuştu. Çiçeğin alıcısı şimdi seksen ikinci yaşına basıyordu. Paketi açtı ve kağıtları toplayıp bir kenara bıraktı. Ardından telefon ahızesini kaldırdı, emekliliğinden sonra Siljan’a yerleşen cinayet masası komiserinin telefon numarasını çevirdi. Bu iki adam yalnızca aynı yıl değil, aynı günde de doğmuşlardı; birbirleriyle bağlantıları göz önüne alındığında bu, hayatın bir cilvesi olmalıydı. On bire doğru, postalar dağıtıldıktan sonra, telefonun çalacağını bilen eski cinayet masası komiseri, sabah kahvesini içerek bekliyordu. Ama telefon bu defa kez erken bir saatte, on buçukta çaldı. Ahizeyi kaldırdı, kendini tanıtmaya gerek duymadan “Merhaba!” dedi. “Yine geldi.” “Bu defa ne?” “Türünü bilmiyorum. Araştırtacağım. Ama beyaz renkli bir çiçek. “Sanırım yine mesaj yok.” “Hayır, yalnızca çiçek. Çerçevesi geçen sene gönderilenle aynı. Kendi kendinize monte edebildiğiniz şu ucuz çerçevelerden.” “Nereden postalanmış?” “Stockholm’den.” “Yazı tarzı?” “Her zamanki gibi, büyük harflerle yazılmış. Düz ve şık harfler.”
Söylenecekler söylenmişti. İkisi de birkaç dakika sustular. Emekli cinayet masası komiseri sırtını oturduğu sandalyeye yaslayarak piposunu tüttürdü. Artık ondan ne olayın çözülmesine yarayacak ne de olaya yeni bir ışık tutacak keskin sorular sormasının beklenmediğini biliyordu. O günler çok gerilerde kalmıştı. İki yaşlı adam arasındaki telefon konuşması. dünyada başka hiç kimsenin bir gıdım bile ilgilenmediği bir sır üzerine, bir çeşit ritüele dönüşmüştü. Latince adı Leptosyenımm (Myrtaceae) rıtbinetle idi. Süpürge otununkilere benzeyen yeşil yaprakları, iki santim uzunluğunda beş beyaz taç yapraklı çiçegiyle sıradan, çalımsı bir bitkiydi. Yaklaşık on iki santim uzunluğundaydı. Kökeni Avustralya’nın çalılık ve dağlık bölgelerine uzanıyordu. Gür çalıların arasında yetişen bu çiçeğe Avustralya’da Desert Snow (Çöl Karı) deniliyordu. Uppsalada ki botanik bahçesinde çalışan uzmanın raporuna göre bu çiçek, sıradan bir çiçek değildi ve İsveç’te nadiren yetiştin lebi lın iy ordu. Genellikle, Yeni Zelanda’da çok görülen kuzeni Leptosperımım scoparıum’la karıştırılırdı. Uzmana göre Rubinette’nin taç yapraklarının ucunda, ona pembemsi bir hava veren mikroskobik pembe noktalar vardı. İddiasız bir çiçekti. Hiçbir ticari değeri yoktu. Bilinen hiçbir tıbbi özelliği olmadığı gibi kafa da buldurmuyordu. Ne baharat olarak tüketilebilir ne de bitkisel boya üretiminde kullanılabilirdi. Yalnızca Ayers Rock Irmağı’nın etrafındaki bitki örtüsünü kutsal kabul eden Avustralya’nın yerli halkı Aborjinler için anlamlı bir çiçekti. Bunun dışında çiçeğin varlık nedeni, büyüleyici güzelliğiyle çevresini mest etmek gibi görünüyordu. Uppsalalı botanikçiye göre Avustralya’da bile az rastlanılan bu çiçeğe, İskandinavya’da rastlamak olağanüstü …
Okur Yorumları
Kitap hakkında ne düşünüyorsun?
Bu kitap için henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.
